SAĞLIKLI OLMAK İÇİN

26/6/2008 · Kategori: saglik

SAĞLIKLI OLMAK İÇİN

KALSİYUM VE FOSFOR

Kalsiyum kemiklerimizin

 oluşumunu ve sağlamlığını sağlayan

 vücudumuz için

 zorunlu minerallerden biridir.

Tüm vücut

ağırlığımızın % 1,5 - 2,0 sini oluşturur.

Bu kalsiyumun % 98 i kemiklerimizde,
% 1 i dişlerimizde, diğer % 1 i ise kan dolaşımı ve yumuşak dokularda bulunmakta ve

bu %1 lik kısım hayati rol oynamaktadır.

Peynir,yumurta sarısı,yağsız et,süt,yoğurt,

lahana,limon,
maydanoz,soya,dereotu,badem,

tahin ve susamda bulunur.
Yiyeceklerin emilerek vücuda yararlı

hale gelmesi
için ikisi birlikte alınmalıdır.
Biri olmazsa diğeri işe yaramaz.

 

DEMİR VE BAKIR

 

et ve balıkta vardır.
Sayılan yiyeceklerde ikisi birden bulunur.
Kanın oksijen taşıması ve karbonhidratı atması
için gereklidir.

 

İYOT


Deniz balıkları,deniz bitkileri,deniz tuzu ve
balıkyağında bulunur.

Vücut ağırlığını sağlayan
triod bezi için gereklidir.

 

POTASYUM

Et,balık,muz,greyfurt,portakal,ve patateste bulunur.

 

                                  SODYUM VE KLOR

     Sofra tuzunda vardır.

Hücreler,idrar,ter ve kan için gereklidir
Yemeklerin dışında ayrıca kullanmak gerekmez
.

MAGNEZYUM

Kuru fasulye,soya ve yeşil sebzelerde bulunur.
Sinir sistemi için gereklidir

-
Karaciğer,beyin,yürek,böbrek,yumurta,

 
 AVitamini
Günlük İhtiyaç:
1-3 yaş: 400 microgram
4-6 yaş: 500 microgram
7-10 yaş: 700 microgram
11 yaş üstü bayanlar: 1,000 microgram
11 yaş üstü erkekler: 800 microgram

A vitamininin yararları:
İyi bir görüş sağlar. Özellikle gözler için çok faydalıdır. Sağlıklı bir cilt,
saç ve kemik yapısı için gereklidir. Enfeksiyona karşı koymayı sağlar.
Hücrelerin sağlığı ve yenilenmesi açısından önemlidir. Özellikle anne
karnındaki bebeğin sağlıklı gelişimi için hamilelerin A vitamini alması gerekir.

Henüz ispatlanmamış faydaları:
Sebze ve meyvelerde çok fazla bulunan A vitamini ve betakarotenin, kanser
oluşumunu ve kalp krizi riskini azalttığı hala tartışılmaktadır.

A vitamini eksikliği;
Gece körlüğüne Gözde kurumaya Deri kuruluğuna Hastalıklara karşı dayanıklılığın
azalmasına Çocuklarda dişlerin biçimsiz ve sağlıksız gelişmesi, gelişmenin
yavaşlamasına neden olur.A vitaminine en çok ihtiyacı olanlar: Alkolikler, sigara
içenler, gençler, hazımsızlık veya karaciğer rahatsızlıkları olan kişiler.

Çok fazla alındığı takdirde... A vitaminin fazlası, başağrısı, yorgunluk, mide bulantısı,
kusma, kaşıntı, ishal, düzensiz adet görme, eklem ve kemik ağrıları, cilt kuruluğu ve
saç dökülmesine sebep olabilir. Ayrıca hamile kadınlarda, riskli doğum oranının
artmasına neden olabilir. Bu yüzden hamile kadınların, A vitamini kullanmadan önce
doktora danışmaları gerekir.

A vitamini açısından zengin besinler:
Patates: 1 orta boy (2,487 microgram)
Havuç 1 tane (2,025 microgram)
Mango 1 orta boy (805 microgram)
Ispanak 1/2 kase (737 microgram) Kayısı 10 tane (253microgram)
Süt 1 bardak (149 microgram) Peynir 1 kibrit kutusu
(84 microgram)


B vitaminler

B-1 B-2 B-6 B-12 vitaminlerini
içine alan guruptur.İştah,sindirimve sinir sistemi için gereklidir.

B gurubu vitaminler:tahıllar,yağsız et,
böbrek,yürek,beyin,karaciğer,yerfıstığı,
tavuk,ceviz, yumurta,kepek ekmeği,ve
yağlı tohumlarda bulunur.

B 1 vitamini


Buğday,pirinç,mısır,yulaf,darı,çavdar,
kepek ekmeği,ve mantarda bulunur,

B 2 vitamini

Süt,peynir,yoğurt,ve koyu yeşil
yapraklı sebzelerde vardır.

B-3 Vitamini (Niasin)

Günlük İhtiyaç:
1-3 yaş: 6 miligram
4-8 yaş: 8 miligram
9-13 yaş: 12 miligram
14 yaş üstü bayanlarda: 14 miligram
14 yaş üstü erkeklerde: 16 miligram



B-3 vitaminin yararları: Vücudun karbonhidratı kullanmasına yardımcı olur. Cilt sağlığı için gereklidir. Sinir sisteminin düzenli çalışmasına yardım eder. İştah arttırır, hazmı kolaylaştırır.Metabolizmayı hareketlendirir. Henüz ispatlanmamış
Faydaları: Kolesterolü düzenlemesi açısından son derece faydalı vitaminlerden biri
olan B-3 Niasin, kalp hastalıklarını önler.
B-3 vitamini eksikliği; İshale Ağızda yaralara Aşırı eksikliğinde Pellegra'ya neden olur.
B-3 vitaminine en çok ihtiyacı olanlar: Vejetaryenler, süt ürünleri ve ve kümes hayvanlarını
tüketmeyenler.

Çok fazla alındığı takdird
e... Çok fazla alındığı takdirde, vitaminin yol açtığı ya da yol
açacağı tahribatlar, henüz bilinmemektedir. Ancak çok fazla kullanımı kimi insanlarda yüksek kan şekeri, ülser ve kalp atışında bozukluk, bulantı, kusma ve ciltte kızarıklıklar görülmüştür.

 

 

B-3 vitamini açısından zengin besinler:
Baklagiller: 1 porsiyon (5-20 miligram)
Tavuk: 3 köfte kadar (10.6 miligram)
Ton Balığı: 3 köfte kadar (4.9 miligram)
Fıstık Ezmesi: 3 köfte kadar (4.0 miligram)
Büftek: 3 köfte kadar (3.3 miligram)
Kabuklu Pirinç: 1 kase (3.0 miligram)
Makarna: 1 porsiyon (2.3 miligram)
Ekmek: 1 dilim (1.1 miligram)

B-6 Vitamini (Pridoksin)

Günlük İhtiyaç:
1-3 yaş: 0.5 milligram
4-8 yaş: 0.6 milligram
9-13 yaş: 1.0 milligram
14-18 yaş arası bayanlar: 1.2 milligram
19-50 yaş arası bayanlar: 1.3 milligram
14-50 yaş arası erkekler: 1.3 milligram
51 yaş üstü erkekler: 1.5 milligram

B-6 vitamininin yararları:
Antikorların, hücrelerin oluşumuna yardımcı olur. Enfeksiyonlara karşı vücudun direnicini
arttırır.Kadınların adet dönemindeki sorunların birçoğunu giderir. Karbonhidratlardaki,
yağlardaki ve proteinlerdeki enerjinin vücutta kullanılabilir hale gelmesinde son derece
etkilidir. Kandaki hemoglobin ve proteinin artmasını sağlar. Diş ve dişeti sağlığının
korunması, sinir sisteminin sağlıklı işlemesi için önemlidir.

Henüz ispatlanmamış faydaları:
Kesin olarak kanıtlanmamış olsa da B-6 vitaminin, kalp krizi riskini azalttığı yolundaki
görüşler giderek artmaktadır. Ayrıca B-6 vitamininin kansere karşı çok iyi geldiği yönünde
başarlı sonuçlar elde edilmiştir.

B-6 vitamini eksikliği;
Depresyona Ağız kenarlarında yaralara Kaşıntılı deri odaklarına Anemiye Bebeklerde
kasılmalara yol açar.

B-6 vitaminine en çok ihtiyacı olanlar:
Adet döneminde ağrı çekenler ya da gergin olan kişiler, enfeksiyona karşı vücudu dirençsiz olanlar.

Çok fazla alındığı takdirde... B-6'nın çok fazla alınması halinde, vücutta bazı değişikliklerinolduğu ve vücuda zarar verdiği yolunda hiçbir yan etkiye rastlanmamıştır. Ancak yine de sağlığınıza zarar vermemek için önerilen miktarda vitamin kullanmanız tavsiye edilir.

B-6 vitamini açısından zengin besinler:
Muz: 1 orta boy (0.6 miligram)
Somon: 3 köfte büyüklüğünde (0.55 miligram)
Tavuk: 3 köfte büyüklüğünde (0.51
Hindi: 3 köfte büyüklüğünde (0.32 miligram)
Patates: 1 orta boy (0.27 miligram)
Meyve suyu: 1 bardak (0.24 miligram)
Karpuz: 1 kase (0.23 miligram)
Ispanak: 1/2 kase (0.22 miligram)
Kümes hayvanları sığır ve koyun eti karaciğer,yumurtave sütte bulunur

B-12 Vitamini (Cobalamin)

Günlük İhtiyaç:
1-3 yaş: 0.9 microgram
4-8 yaş: 1.2 microgram
9-13 yaş: 1.8 microgram
14+ yaş: 2.4 microgram
B-12 vitamininin yararları:
Sinir sisteminin normal işlemesini sağlar. Kırımızı kan hücrelerinin gelişmesi ve çoğalması için son
derecegereklidir.Diğer B grubu vitaminleri gibi, karbonhidratların, yağların ve proteinlerin enerjiye
dönüştürülmesinde etkilidir.
Henüz ispatlanmamış faydaları:
Henüz kesin olarak ispatlanmış olmasa da, yapılan çalışmlar B-12 vitaminin kalp krizine karşı
koruyuculuk sağladığı üzerinde yoğunlaşmıştır.
B-12 vitamini eksikliği; Kan ve sinir sisteminde hasara Psikolojik bozukluklara Anemiye neden
olur.
B-12 vitaminine en çok ihtiyacı olanlar:
Vejetaryenler, özellikle de süt, yoğurt, peynir veya yumurta yemeyenler.
Çok fazla alındığı takdirde... Çok fazla alındığı takdirde, vitaminin yol açtığı ya da yıl açacağı
tahribatlar, henüz bilinmemektedir
.


B-12 vitamini açısından zengin besinler:
Baklagiller: 1 porsiyon (1.5-6 microgram)
Bonfile: 1 dilim (2.7 microgram)
Ton Balığı: 3 köfte kadar (2.5 microgram)
Balık: 3 köfte kadar (2.1 microgram)
Hindi: 3 köfte kadar (1.7 microgram)
Yoğurt: 1 kase (1.0 microgram)
Süt: 1 bardak (0.9 microgram)
Tavuk: 3 köfte kadar (0.3 microgram)
Peynir: 1 kibrit kutusu (0.2 microgram)
Karaciğer,et ve yumurtada bulunur

C Vitamini

Günlük İhtiyaç:
1-3 yaş: 40 miligram
4-10 yaş: 45 miligram 11-14 yaş: 50 miligram
15-51+ yaş arası: 60 miligram
C vitamininin yararları:
Vücudun enfeksiyonlara karşı direncini arttırır. Bağışıklık sistemini güçlendirir.
Nezleye, gribe karşı en etkili silahtır. Vücudun demiri özümsemesinde etkilidir.
Diş ve dişetlerinin sağlığı açısından önemlidir. Kas, kemik, doku ve hücreleri koruyarak,
dış etkenlerden zarar görmelerini engeller. Organların ve salgı bezlerinin sağlıklı bir şekilde
işlemesini sağlar. Mikrobik hastalıklardan korur,dokuların ve diş etlerinin sağlığı için gereklidir.
Henüz ispatlanmamış faydaları:
C vitamini, kalp krizi, kanser ve katarakt riskini azaltabilir. Kimi uzmanlar özellikle mide ve
rahim kanserini önlediğini öne sürmektedir.
C vitamini eksikliği; Diş etlerinin kanaması, dişlerin dökülmesi ve dişeti iltihaplanmasına
(Skarbüt hastalığı) Yorgunluğa İştah azalmasına Yaraların iyileşmesinde gecikmeye Deride
kuruluk ve çatlamaya Eklemlerde şişmelere neden olur.
C vitaminine en çok ihtiyacı olanlar:
Sigara içenler, alkol kullanan ve stres altında olan kişiler.
Çok fazla alındığı takdirde... Çok fazla alındığı takdirde, mide bulantısı, kusma ve mide krampları görülebilir. Bazı ilaçlarla birlikte alınması da sağlık problemlerine neden olabilir.


 

 

C vitamini açısından zengin besinler:
Brokoli: 1kase (116 miligram)
Portakal suyu: 1 bardak (97 miligram)
Çilek: 1 kase (84 miligram)
Portakal: 1 tane (75 miligram)
Greyfurt: 1 tane (67 miligram)
Mango: 1 tane (57 miligram)
Biber: 1/2 kase (45 miligram)
Portakal,mandalina,greyfurt,limon,havuç,
çilek,kavun,taze kırmızı ve yeşil biber,beyaz ve kırmızı lahana,maydonoz,kuşburnu,ve yeşil sebzelerde bulunur.

D-vitamini
Kalsiyum ve fosforun emilerek vücuda faydalı bir
hale gelmesi,kemiklerin gelişmesi için lazımdır.
Balıkyağı,süt ve tereyağında bulunur.

 

E-vitamini


Büyüme ve üreme için gereklidir.
Buğday,pirinç,mısır,darı,çavdar,marul,
soya,yerfıstığı,kabak çekirdeği,badem,
susam,ceviz,zeytinyağı,ayçiçek yağı,
mısırözü yağı,pamukyağı ve yeşil
sebzelerde bulunur
.

 

K-vitamini

Kanın normal sürede pıhtılaşması için gereklidir.
Et,karaciğer,domates,kabak,karnıbahar,ıspanak,
ve diğer yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

yüz bakımı ve doğal maske

13/6/2008 · Kategori: saglik

Yüz bakımı ile ilgili yapılması gerekenleri anlatacağım. Yüz, çene ve boyun kısmının bakımına başlamak için hiçbir zaman geç değildir. Ama bu ne kadar erken olursa o kadar genç kalırsınız. Bunun için her gün kendinize zaman ve bir az da emek harcamalısınız.
Cilt tipleri
Evet. İlk olarak hangi cilt tipine sahip olduğunuzu belirlemelisiniz. Bazılarınız bu konuyla ilgili yeterince bilgili olsanız da hiç bilgisi olmayanlar için 4 cilt tipi olduğunu açıklamakta yarar görüyorum: normal, yağlı, kuru ve karma.
Hangi cilt tipine sahip olduğunuzu aşağıdaki basit yöntemle belirleyebilirsiz: yüzünüzü yıkadıktan 2-3 saat sonra yüzünüzün çeşitli bölgelerini kağıt peçeteyle silin. Peçetede yağlı lekelerin oluşumu yüzünüzün o bölgesinin yağlı olduğunu gösterir. Bu tür lekelerin ortaya çıkmaması cildin kuru veya normal olduğu anlamına gelir.
Karma cilde sahip olduğunuzu alın ve burun bölgenizin yağlı olmasından anlayabilirsiniz. Yüz, göz çevresi, boyun bölgesi kurudur.
Normal cilde sahip olan bazı insanlar yüz bakımına ihtiyaçları olmadığını düşünürler. Bu bir yanılgıdır. Yaş ilerledikçe cilt kurumaya başlar. Gerekli olan günlük bakım yapılmadığı takdirde cilt yeterince beslenmez, esnekliğini ve tazeliğini yitirir, cilt normalden kuruya veya yağlıya doğru bir değişiklik gösterir.
Bakım yapılmayan bütün ciltler en fazla 25 yaşından sonra değişikliğe uğrar. Bunu unutmayın.
Normal ciltlere pek sık rastlanmaz. Bu cilt tipi mat, pürüzsüz, gereksiz parlaklıktan uzaktır. Su ve sabuna karşı olumsuz tepki vermez. Yine de bütün bunlar bakıma ihtiyaç olmadığı anlamına gelmez.
İlk olarak yüzü doğru yıkamayı öğrenmek gerekir. Yıkama sırasındaki ciltteki gözenekler toz, kir ve yağdan arınır. Yüzün yıkanırken ovulması suyun temizleyici özelliğini arttırır. Aynı zamanda kan dolaşımını hızlandırarak cildin daha iyi beslenmesini sağlar. Yumuşak kireçsiz su kullanmak gerekir. Bu amaçla suyu kaynatarak bir saat dinlendirebilirsiniz. Veya bir litre suya yarım tatlı kaşığı karbonat ekleyebilirsiniz.
Çok sıcak veya çok soğuk suyla yıkanmanızı önermiyoruz. Soğuk suyun etkisiyle cilt kurur, kaşıntı ortaya çıkar. Kaynar su uzun süreli kullanım sonrası cildin sarkmasına, esnemesine neden olur, soğuğa karşı cildin dayanıklılığını azaltır. Normal ciltleri günde 2 defa yıkamak yeterlidir; sabah ve uyumadan 3 saat önce.
Yüzünüzü yıkadıktan sonra ıhlamur çiçeğinden hazırlanmış losyonla yüzünüzü silmeyi deneyebilirsiniz. (losyonu hazırlamak için; 1 yemek kaşığı ıhlamur çiçeğinin üzerine yarım bardak kaynar su ekleyin, bardağın üzerini kapatın, 15 dakika bekletip süzün, 1/3 tatlı kaşığı bal ekleyin.) Bu losyon cildi temizleyip, yumuşak ve sıkı hale gelmesini sağlayacaktır. Losyonu yüzünüze ve boynunuza sürün, 5-10 dakika bekletin. Karışımı buzdolabında 3-4 gün tutabilirsiniz, daha sonra tazeliğini kaybedebilir.
Yüz maskeleri: birkaç maske reçetesi önereceğim.
Normal ciltler için haftada 1-2 defa maske yapmanız yeterlidir. Maskeleri en fazla 15-20 dakika tutmanız gerekir. Daha fazla tutarsanız maske kurur ve çıkarması zorlaşır. Daha fazla kalaması cilde zarar verebilir. Maskeden önce yüzünüzü yıkamalısınız. Maske koyuysa bir spatula veya tatlı kaşığının sapıyla çıkarın, daha sonra ıslak sünger yardımıyla fazlalıkları temizleyin. Maskeyi yatmadan 2-3 saat önceden yapmalısınız.
Ballı-gliserinli maske: Eşit ölçüde bal, gliserin ve buğday unu iyice karıştırılır. Üzerine bir az ılık su eklenip sürülebilir maske kıvamına getirilir. Yüz ve boyuna sürülür. Bu maske yüzü derinlemesine temizleyip, cildin tazelenmesini sağlar.
Elma maskesi: Elmanın kabuklarını soyun, ince rendeden geçirin. Bir yemek kaşığı zeytinyağı, süt veya yoğurt ekleyin.
Kremleri yatmadan önce kullanmanızı önermiyoruz. Cilt nefes almalıdır.
Kuru ciltler – hassas, kadifemsidir. Avantaj ve dezavantaja sahiptir. Güzel görünüme sahip olabilir, ama diğer cilt tiplerine göre güneş, rüzgar, nem gibi dış etkenlerden çabuk etkilenir. Erken yaşta kırışıklılar oluşur. Özellikle göz ve burun çevresinde bu kırışıklıklar yoğundur. Yıkamaya karşı olumsun tepki verir. Yıkadıktan sonra gerginlik hissedilir. Sabunsuz yıkama tavsiye edilir. Sabun haftada 1, en fazla 2 defa kullanılmalıdır. Özellikle kuru ciltler için kullanılan sabun seçilmelidir.
Bu tür ciltler bayağı uğraştırır. O yüzden bakımına daha sonra ayrıca değineceğim.
Yağlı ciltler – daima parlaktır, gözenekler genişlemiştir, limon kabuğunu andırır. Enfeksiyona karşı hassastır, çabuk tahriş olur. Bu tür cilde sahip olmanın avantajı ne olabilir derseniz; uzun süre elastikiyetini kaybetmediğinden kırışıklıkların oluşumu hayli gecikir.
Yağlı cildi sabah akşam sabunla, sabah soğuk, akşam ılık suyla yıkamanızı öneririz. Akşamları hazır losyonla silebilirsiniz. Veya kendi losyonunuzu hazırlayıp kullanabilirsiniz, melisa yapraklarına 1:5 oranında alkol (vodka) ekleyin, 5 gün bekletin, sonra 2 ölçü su ekleyin.
Yağlı ciltleri tuzla yıkamak yararlıdır. Süngeri ıslatın, sabunlayın, tuza daldırın, sonra yüzünüze fazla bastırmadan sürün. Kuruduktan sonra yıkayın.
Yumurta sarısı-limon maskesi: 2 tatlı kaşığı yumurta sarısını 1 tatlı kaşığı limon suyu ile karıştırın ve 1-2 tatlı kaşığı yoğurt ekleyin. Yüzünüze uygulayın. 15-20 dk. bekletip ılık çay demi ile çıkarın. Sonra 5-6 dakikalığına soğuk çay demi kompresi uygulayın. Sonra yüzünüzü havluyla kurutun.
Maya maskesi: Cildi temizleyip, siyah noktaları eriterek yok etmeye yardımcı olur. Özellikle yağlı ciltlerde iyi etkisini gösterir.
Maske çeşitleri artırılabilir. Yukarıdakiler örnek olarak verdim.
Karma ciltler kendi içinde yağlı bölgelere göre çeşitlilik gösterebilir. Bu nedenle kullanılan ürünler ve yöntemler farklılık gösterebilir. Tabii bütün ciltler için uygun olan maske ve ürünler de mevcuttur ki bunları kullanmak işinizi kolaylaştırabilir.
Kuru ciltler
Sabah
Sabah yıkamasını programdan çıkarın. Bu kuru ciltler için zararlıdır. Ama buna rağmen sabah bakımının da yapılması şarttır. Ama nasıl?

Yüzü losyonla, bitkisel karışımla, buz küpleriyle siliyoruz, sokağa çıkmadan 30 dakika önce gündüz kremimizi uyguluyoruz, pudralıyoruz. Bu dış etkenlere karşı koruma görevi yapacaktır. Dışarıdaki sıcaklık -10°С veya daha azsa yüzü bitkisel yağla siliyoruz, 30 dakika sonra peçeteyle silip pudralıyoruz.
Bitkisel karışımları nasıl hazırlıyoruz? Ihlamur, adaçayı, papatya gibi kolay buluna bitkileri kulla bilirsiniz.
Otları camın içinde kapağını kapatarak demlemenizi öneririz. Sonra soğutup süzüp kullanabilirsiniz. Buz küpleri için soğuttuğumuz karışımı buz kalıplarına doldurup buzluğa yerleştiriyoruz, dondurup kullanıyoruz. Sadece sabahları kullanılır. Yüzü temizledikten sonra bu küpleri kalıbından çıkarıp dikkatlice yüzümüze uyguluyoruz.
Sonra yumuşak havluyla yüzümüzü kurutuyoruz, gündüz kremi ve pudramızı uyguluyoruz.
Yatmadan 3 saat önce: Yüzümüzü sabunla yıkıyoruz. Yüzümüz suya ve sabuna karşı hassas olabilir, buna karşı yüzümüzü ılık bitkisel yağla yağlıyoruz, 4 dakika tutup ılık suyla yıkıyoruz.
Yıkamadan sonra sıcak kompres yapacağız; küçük leğenimizi (kovamızı) kaynar suyla dolduruyoruz içine adaçayı, papatya vb. elimizi altında hangisi varsa atıyoruz, 15 dakika bekletiyoruz. Sonra süzüp ılınmasını bekliyoruz. İçine yumuşak havluyu daldırıyoruz. Bir az sıkıp havluyu yüzümüze kapatıyoruz. Soğuyana kadar bekliyoruz.
Maske etabına geliyoruz. Az önce yaptığımız sıcak kompresin de amacı zaten maskenin beklenen etkiyi vermesidir.
Ballı maske. 2 tatlı kaşığı bal, 1 yumurta sarısı, bitkisel yağ. Önce yağla yumurta sarısını iyice karıştırın, sonra balı ekleyip karıştırın ve yüzünüze maske olarak uygulayın. 15 dakika sonra ılık suyla yıkayın.
Lor maskesi – 2 yemek kaşığı tuzsuz lor ve 2 tatlı kaşığı bitkisel yağı iyice karıştırın, yüzünüze sürün. 20 dakika sonra spatula yardımıyla çıkarın ve ılık suyla yıkayın.
Yoğurt maskesi besleyicidir. 1 yemek kaşığı yoğurdu 1 yemek kaşığı elma rendesi (veya patates, havuç, salatalık hangisi varsa) ile karıştırın. Yüzünüze sürün.
Bitkisel karışımları kullanabilirsiniz papatya, adaçayı, gül yaprakları…
1 tatlı kaşığı kuru bitkiye 1 bardak kaynar su ekliyoruz, kapatıp demliyoruz. 20-25 dk. bekliyoruz. sonra 1 yemek kaşığı demlenmiş karışımdan alıp 1 yemek kaşığı yoğurtla karıştırıyoruz. Yüzümüze sürüp 15-20 dk. bekliyoruz. Bu tür maskeler cildi beslediği gibi beyazlatıcı etkiye de sahiptirler.
Besleyici havuç maskesi. 1-2 havuç rendesi ile 1 yumurta sarısını iyice karıştırın, 1 tatlı kaşığı bitkisel yağ ve 1 tatlı kaşığı yulaf unu ekleyin. Tekrar karıştırın. Yüz ve boynunuza sürün. 20 dakika bekleyip çıkarın.
Kuru ciltler için besleyici maske. 1 orta boy patatesin kabuklarını soyun, haşlayıp püre yapın. 2 yemek kaşığı süt ve bir kaşık gliserin ekleyin. İyice karıştırıp ılık halde yüz ve boynunuza sürün. 15 dakika bekleyin sonra ılık suyla yıkayın.
Bir başka havuç maskesi. 1-2 havucu rendeleyin, 1 yemek kaşığı taze yoğurtla karıştırın. Yüzünüze ve boynunuza sürün, 15 dakika bekletin. Sonra yıkayın.
Ballı yumuşatıcı maske. 1 tatlı kaşığı ılık bal, 1 tatlı kaşığı gliserin iyice karıştırın, 1 tatlı kaşığı un ekleyin, iyice karıştırın. Yüzünüze sürüp 15 dakika bekleyin. Sonra maskeyi çıkarın ve yüzünüzü yıkayın.
Lorlu maske – yumuşatıp beyazlatır. 2 yemek kaşığı lor, 1 tatlı kaşığı bal ve 1 tatlı kaşığı sütü iyice karıştırın. Yüzünüzde 15-20 dakika bekletip çıkarın....

Her cildin kendi maskesi vardır.
Genel olarak meyvelerin cilde etkisi aşağıdaki şekildedir:
Kayısı cildi rahatlatır;
Patlıcan ve kabak kuru tahriş olmuş cildi nemlendirir;
Muz nemlendirir, pürüzsüzleştirir, yumuşatır;

 Şeftali yumuşatır, pürüzsüzleştirir;
Üzüm nemlendirici ve tedavi edici özelliğe sahiptir, ahududu da aynı özelliklere sahiptir;
Limon lekelerin giderilmesinde ve gözeneklerin temizlenmesinde kullanılır;
Vişne
cildi iyileştirir;
Çilek canlandırır ve temizler;
Portakal sorunlu ve yağlıya yönelik normal ciltlere iyi gelir;
Kivi gözenekleri sıkıştırır ve yağlanmayı dengeler;
Maske yapalım:

Salatalık maskesi yorgun, geniş gözeneklere sahip ciltlere önerilir.
1). Salatalıkları temizleyin, kabuklarını soyun, kalın bir şekilde dilimleyip yüzünüze yerleştirin.
2). Salatalığı rendeleyin, yüzünüze mask olarak yerleştirin;
3). Bir yumurtanın beyazını çırpın, 2 kaşık taze salatalık suyu ekleyin, dikkatlice karıştırın.
Karotin maskesi yağlı, yorgun ciltlere önerilir. İrice sulu bir havucu rendeleyin, yüzünüze maske olarak uygulayın.
Havuç-elma maskeleri özellikle kışın çok kullanılır – cildi kurumaktan korur, nemlendirir.
Muz maskesi sonbaharda önerilir. Yarım muzu rendeleyin, yüzünüze ince bir tabaka halinde maske olarak yerleştirin.
Domates maskesi yağlı ve geniş gözenekli ciltler için kullanılır. Rendeleyerek veya dilimleyerek kullanabilirsiniz.
Taze bezelye maskesi cildi canlandırır ve ferahlatır, yeniler. Bezelyeleri haşlayın, süzgeçten geçirin, 2 kaşık yoğurt ekleyin, karıştırın, yüzünüze ve boynunuza uygulayın.
Ballı yumurtalı maske. Yumurta sarısına az miktarda doğal bal ekleyin, karıştırın ve fırçayla yüzünüze uygulayın. Bu maske kuru ciltler için kulanılır.
Vitamin maskesi. Kırışıklıkları giderir. Bir kaşık tuzsuz lor, birkaç damla limon suyu ile karıştırılır.
İrice bir patatesi az miktarda sütün içinde haşlayın, soğutup rendeleyin, yüzünüze uygulayın. Bu maske kırışıklıkları giderir ve yüzden yorgunluğu çıkarır.
Yoğurtlu maske. 2 kaşık yoğurtla bir kaşık bal karıştırılıp cilde sürülür. Temizleyici özelliğe sahip bir cilt maskesidir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

maydanoz mucizesi

12/6/2008 · Kategori: saglik

 

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu'ndan gençlik kürü

Maydanoz ile dipdiri olun
Genç görünmek, zinde ve dinç olmak, cildinize canlılık, güzellik ve tazelik kazandırmak, vücudunuzdan toksin atmak, bağışıklık sisteminizi güçlendirerek enfeksiyonlara karşı direnç arttırmak, dolaşım bozukluğu yaşamadan kilo vermek, ruh sağlığınızı güçlendirmek istiyorsanız Prof. İbrahim Saraçoğlu'nun Tempo okurları için hazırladığı 'maydanoz ve beyaz lahana kürünü' uygulayın

Maydanoz Kürü

Kökleri hariç, saplarıyla birlikte 15-20 tane taze maydanozu havanda iyice ezin, üzerine yarım limon sıkın

İyice karıştırdıktan sonra sabah kahvaltısından yarım saat önce aç karnına tüketin, üzerine bir bardak su için.

On beş gün ara vermeden her sabah bu kürü uygulayın.

Sonra bir hafta ara verin. Bir hafta aradan sonra tekrar on beş gün aynı şekilde kürü uygulayın. Dört-beş ay sonra duruma göre bu kürü aynı şekilde tekrar edebilirsiniz


Profesör İbrahim Saraçoğlu maydanoz kürünü anlatıyor

Maydanozun, gençleştirme, cilt tazeliğinin, güzelliğinin geri kazanılmasında ve korunmasında rolü büyüktür. Maydanoz bu gücünü, içerdiği etkin maddelerin özellikle karaciğer metabolizması üzerindeki olumlu etkisinden ve tüm vücuttan yabancı kimyasal maddeleri (xenobiotica) atabilme özelliğinden alır. Sağlıksız çalışan karaciğer metabolizması, cildin yavaş yavaş tazeliğini, güzelliğini ve canlılığını yitirmesine ve kişinin yorgun görünmesine, diğer organlarının olumsuz etkilenmesine neden olur. ‘Maydanoz kürü’ vücudu yabancı kimyasallardan arındırır. Böylece karaciğerin sağlıklı çalışmasında etkin rol oynayarak kişinin daha genç, daha sağlıklı, dinç ve zinde olmasında etkili olur. Maydanoz, karaciğerde bulunan glutathione-S-transferaz (GST) enziminin aktivitesini yükseltir. GST enzimi, gerek besinler yoluyla gerekse de solum yoluyla aldığımız zararlı kimyasal maddeleri zararsız hale dönüştürür

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

enginar

9/6/2008 · Kategori: saglik

ENGİNARIN FAYDALARI

  • Karaciğer ve böbrek yetersizliğinde,

  • Bunların sancılarında,

  • Sarılık ve gut hastalıklarında,

  • Aşırı şişmanlıkta,

  • Kurdeşende,

  • Romatizmada ve egzamada oldukça faydalıdır.

  • Kan dolaşımını düzeltir.

  • Kollestrolün neden olduğu damar sertleşmelerinde,

  • Kalp sancıları,

  • Enfarktüs,

  • Beyin kanamaları gibi rahatsızlıkların önleyicisidir.

ENGİNAR

Baş ve sap kısımları sebze olarak yenen enginar (Cynara scolymus), Batı ve Orta Akdeniz bölgelerinin yerli bitkisi. Daha ilkçağlarda Doğu Akdeniz’e götürülerek ekilen enginarın Roma İmparatorluğu döneminde çok değerli bir bitki olarak ün saldığı biliniyor. Günümüzde birbirinden değişik yemekleri yapılan enginar dikildikten sonra yıllarca yaşayan bir bitki. Ekildikten dört ile sekiz yıl sonra çiçek başçıklarının büyüklüğü ve kalitesi düşmeye başladığında, kök parçalarından alınan sürgünlerden yeni bitkiler üretiliyor. Günümüzde Akdeniz ülkeleri, Belçika ve ABD’de California başta olmak üzere iklimi yumuşak ve nemli, toprağı killi, kumlu ve rutubetli pek çok ülkede yetiştirilen enginarın faydaları saymakla bitmiyor. Bu kadar faydalı olmasının nedeni, bünyesinde "cynarine" içermesi. Enginarda aynı zamanda yüksek miktarda magnezyum, demir ve C vitamini de bulunuyor. Kandaki üre, kolesterol ve şeker miktarını azaltan enginar, düşük kalorili olması nedeniyle rejim yapanların baş tacı. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önleyen, sinirleri güçlendirerek vücuda dinçlik veren, ruhi ve bedeni bitkinliği ortadan kaldıran enginar, unlu yiyeceklerin sindirimini kolaylaştırdığı gibi kolesterolü düşürüyor. Bu mucizevi bitki ayrıca karaciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesini sağlıyor, böbrek kumlarının dökülmesine yardımcı oluyor, ishali kesiyor, mide ile bağırsakların temizlenmesinde büyük rol oynuyor ve romatizma hastalarına tavsiye ediliyor. İştah açıcı özelliği de olan enginarın yalnızca emzikli kadınlar, böbrek ve mesanesinde iltihap olan kişiler tarafından yenilmemesi gerekiyor. Enginar pişirmenin de püf noktaları var. Kararmaması için ayıklandıktan hemen sonra içinin ve dışının limonla ovulması lazım. Enginarlar yine aynı nedenle pişirilmeden önce iki litre suya, üç kaşık un ve bir limon sıkılarak hazırlanan bir karışımda bekletiliyor. Bu faydalı sebzeyi yedikten sonra üstüne biraz su içerseniz, damağınızda benzersiz bir lezzet hissedeceğinizi hemen söyleyelim.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

bıldırcın yumurtası

6/6/2008 ·

BILDIRCIN YUMURTASI

 

Op.Dr. Aytekin Ertuğrul  (E) Dz. Tbp. Kd. Alb.

   Bu kadar köklü bu kadar ciddi ve okuyucusu yüksek düzeyde bulunan Birlik dergisinde bıldırcın yumurtası için yazı yazmak ilk bakışta yadırganabilir. Ama yadırgamayın ve sonuna kadar okuyun. Bana bıldırcın yumurtası için yazı yazdığıma değil şimdiye kadar neden yazmadığıma kızacaksınız.
   Bundan 8-9 ay kadar evvel tam 6 ay öksürdüm. Serde doktorluk da var ya profesörlere, doçentlere, yardımcı doçentlere gittim. KBB uzmanlarına,göğüs uzmanlarına, dahiliye uzmanlarına gittim. Bir sürü film,test,tahliller yapıldı. Bir sürü ilâç verildi. Torbalar dolusu antibiyotik ve şurup içtim. Bana mısın demedi. Öksürük, hapşırık,  baş ağrısı devam etti.Taslar dolusu balgam çıkardım. Bu hastalık beni alır götürür diyordum ki bir dost imdadıma bıldırcın yumurtası önerisi ile yetişti, işte size bu öykümü anlatacağım. Dostumuz bu sizin çektiğiniz hastalığın çaresi var: Şaşıracaksınız ama çaresi bıldırcın yumurtasıdır deyince ne yalan söyleyeyim 30 yıllık hekim olarak pek ciddiye almadım. Ve gerçekten şaştım. Ama yapacak başka bir şeyim de yoktu. Bütün doktorlara gitmiş, bütün tahlil ve incelemelerimi yaptırmıştım. Bütün bilinen bilinmeyen ilaçlarımı kullanmıştım. Yapacak başka bir şey de kalmamıştı. Denize düşen yılana bile sarılırmış. Bu yılan değil bıldırcın yumurtası idi. Ona sarılmakta bir sakınca yoktu. Peki nereden bulacaktık. Nasıl kullanacaktık. Bulunacak yerler Necatibeyde çiftliği varmış,  büyük marketlerde paketlerle satılıyormuş. Paketlerin üstünde tarifleri bile yazılı: Avrupada tıp doktorları yıllardır kirli hava,astımgibi sorunların yol açtığı rahatsızlıkların tedavisini hep bıldırcın yumurtası yardımı ile yapmaktadırlar. Gramajca beş bıldırcın yumurtası, eşittir bir tavuk yumurtası olarak hesaplandığında bıldırcın yumurtası;

            5  kat fazla fosfor,

            8  kat fazla demir,

            6  kat fazla B1,

            15 kat fazla B2 vitamini,

            9  kat fazla protein içermektedir.

   Güç ve zindelik vermesi, solunum, alerjik astım sorunları için doğal bir antibiyotik olması lezzeti salataların, mezelerin süsü, çocuklar için eğlenceli bir vitamin hapı olması ürünün en bilinen özellikleridir. Tavuk yumurtası ile yapılan her şey ve pişirme biçimi bıldırcın yumurtası ile aynen yapılabilir. İşte ben bu bıldırcın yumurtasını bu olağanüstü gıdayı bana tarif edildiği şekilde kullandım. Bir adet bıldırcın yumurtasını bir bardağın içine kırıyorsunuz. Bir kaşık balla karıştırıyorsunuz. Çalkalıyorsunuz. Bir bardak süte tamamlıyorsunuz.  Süt oda sıcaklığında veya buzdolabından çıkarıldıktan 10 dakika sonra içilecek. 15 gün süreyle sabahları aç karnına bu kürü yapıyorsunuz. Öksürük kalmıyor, alerjik şikayet kalmıyor. Siz de iyileşme sevincini yaşıyorsunuz. İdame dozu (tedavisi) olarak ayda 5-10 adet yumurta içmeye devam. En az üç ay. Olağanüstü tedavi bitti. Yapılan tedavi tıbben şöyle: Bıldırcın yumurtasında doğal olarak üst solunum yolu antiseptiği (Mikrop öldürücüsü) Antihistaminik (Alerjilere etkili olma durumu) ve ayrıca ekspektoran (Balgam söktürücü) etkileri var. Bu süper doğa harikasını sade ben mi kullandım. Hayır en az 10 kişiye önerdim. Hepsinde başarılı ve faydalı oldu. Dikkat! Bronşitiniz, astımınız ve üstü solunum yollarındaki hastalıklarınız için bıldırcın yumurtasını doktorunuz önereceği tedavi programınızın içinde verilecek antibiyotik ve diğer ilaçlarla birlikte kullanınız

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::